Kardeşlik dedikleri, bu olsa gerek!

Anneler günü kâbusu, şükür geride kaldı. Zor bir gün oldu benim için!

Düşünün, zaten anneye hasret kalmışsınız, bir de her yerde gözünüze anneler sokuluyor. İnsan içten içe isyan ediyor, "tek yalnız ben miyim?" diye ama, sonrasında isyanından utanıyor.

Etrafımda gördüğüm hastalıklardan ve talihsizliklerden sonra, bir güzel öğrendim, "buna da şükür!" demeyi.

Buna da şükür;

-bugün kendi kendime bakabilecek kadar sağlıklıyım!
-annem 24 yıl boyunca hep benimle oldu.
-deli gibi sevdiğim adamla evlendim. birbirimizin ailesi olmayı öğrendik.
-sokaklara düşmedik, kafamızda bir çatımız var.

Evet, öğrendim gerçekten "buna da şükür!", demeyi. Ah ama o özlem, işte sorun o! Özlememeyi öğrenemedim bir türlü!


* * *

Anneler gününde ALES'e girecektim. Sınav binasının önünde çay içerken, boş masa bulamayınca, yalnız oturan bir kızın karşısına oturdum. Gülümseyerek, "müsait mi?", dedim. O da güldü, sıcacık.

Laf olsun diye, "yüksek lisans için mi ALES?", diye sordum.

"Hayır", dedi, "Doktora için!".

Sonra nasıl oldu bilmiyorum. Laf lafı açtı derler ya.

Annemi kaybettiğimden ve bugünün anneler günü olmasından nasıl acı duyduğumdan bahsettim.

Gözlükleri vardı kızın, kocaman güneş gözlükleri. Ama gizleyemedi, onun gözlerindeki hüznü.

Babasını üç yıl evvel kaybetmiş. Anneciği, bir sene boyunca bitkisel hayatta kalmış, ardından onu kaybetmiş.

Ablasını, doğum yaparken kaybetmiş.

Hayatı, alt-üst olmuş.

Sarılmak istedim. Onun kollarına sarılıp, höyküre höyküre ağlamak, kardeşimmiş gibi dokunmak istedim ona.

Sınav saati yaklaşıyordu, yapmadım. Yapamadım, "bu manyak mıdır nedir!", demesin diye.

Sadece, yaşadıklarımı anlattım. O da gördü, benim gözlerimdeki hüznü.

"Insanlar bana neden somurtuyorsun, geçti artık, zaman her şeyin ilacı dediğinde çıldırıyorum, kimse beni, benim yalnızlığımı anlamıyor!", dedi.

"Ah", dedim. "O en eğlenceli anda, neden yüzünün karardığını, yaşamayan anlamaz!", dedim.

Acı acı güldük. "Anneler melek olur", dedik.


"Görüşelim, yaşadıklarımız, bizi kardeş yapar", dedim. Gülümsedi.

"Mutlaka!", dedi.

Yorumlar

8 yorum var - "Kardeşlik dedikleri, bu olsa gerek!"

beetlejuice dedi ki... 11 Mayıs 2009 Pazartesi 19:03

Irazcım, okuduğum blogları istemsiz olarak kategorileştiriyorum. Kimisi modada ne var ne yok öğrendiklerim, kimisi ünlülerin hayatında ne olmuş ne bitmiş dedikodu dinler gibi okuduklarım, kimisi de hiç görmeden arkadaşım saydıklarım, hayatlarını yüreğimde hissetiklerim. Sen 3. kategoride sağlam bir yere sahipsin. Yazdığın her satırla kalbini açıyorsun bize ve ben o kalbi çok seviyorum.

Adsız dedi ki... 12 Mayıs 2009 Salı 14:33

Sevgili Iraz,

Cok guzel bir karsilasma olmus, bazan hayat oyle yapiyor, sen hazir oldugun zaman gereken insani (lari) veya olaylari onune cikariyor. Senin durumun ile tabi ki ayni kefede degil ama bak benden de bir ani:

Bir ameliyat gecirmistim, buyukce ve oflanip puflaniyordum hastanede, ozellikle de ameliyatin degistirdigi birtakim durumlara. Sonra bulundugum bolumde yurumeye calistim biraz serumun ve agri kesicinin bulundugu direge yaslanarak. Bolum agir yaniklarin oldugu bolumdu ve biliyor musun tek yuruyebilen bendim. Digerlerinin vaziyeti o kadar agirdi ki degil yurumek bazilari yatarken bile acidan duramiyorlardi. O an kafama dank etti ve sukrettim.

kendine iyi bak, sevgiler,

Beste

Irazca dedi ki... 12 Mayıs 2009 Salı 14:38

beetle'cım, çok duygulandırdın beni canım benim! ben de işte bu yüzden blog bağımlısı oldum zaten!

misafir olarak tanıdığımız, birbirimizin bambaşka hayatlarıyla açıyoruz kalbimizi birbirimize..

çok teşekkürler canım, öpüyorum kocaman.

@beste'cim, canım benim, evet, hayat acımasızlıkları çıkararak bize ders veriyor zaten çoğunlukla.

Sana da büyük geçmiş olsun. Nolursa olsun halimize şükretmeliyiz, atasözü gerçekten doğru olmalı, "beterin beteri var", diye..

öpüyorum canım seni çok...

Yasemin Yıldırım dedi ki... 13 Mayıs 2009 Çarşamba 23:06

Fener kupayı yine kaybetti. O hüzünle dolaşırken beni iyice hüzne boğdun beni. Allah'a şükür ki henüz bu hüzünleri yaşamadım ama bir gün yaşayacağımı biliyorum. Gerçi belki de önce ben ölümsem yaşamam. Aman ne bileyim işte. Üzüntüden saçmalıyorum. Ama buradan seni kocaman kucaklıyorum Iraz. Ayrı şehirlerdeyiz ama internet sayesinde kardeş olabiliriz. Daha doğrusu ben abla olabilirim :) Yaşım gereği :)))

Tuana dedi ki... 17 Mayıs 2009 Pazar 12:12

Hayat bazen öyle oyunlar oynuyor ki, hiç olmadık yerlerde öyle insanlarla tanışıyorsun ki sanki bakışlarından anlıyorsun derdini ve anlıyorsun seni anlayabileceğini. Gizli bir bağ oluyor aranızda, ikinizin konuşacağı çok şey olacağını düşünüyorum, görüşmeniz dileğiyle ...

Irazca dedi ki... 18 Mayıs 2009 Pazartesi 10:07

@yasemin, elbette öyleyiz :)

@tuana, kesinlikle öyle. hayat ve oyunları işte..

Yasemin Yıldırım dedi ki... 24 Mayıs 2009 Pazar 16:39

Iraz merhaba umarım iyisindir. Epeydir güzel yazılarıdan mahrum kalınca bir abla olarak hal hatır sorma gereği hissettim :)
Bu arada arkadaşlarım da seni bana soruyor. Karabaş'ın hikayesi 7'de kaldı diye ağlaşıyorlar haberin olsun :) Elçiye zeval olmaz.

Irazca dedi ki... 24 Mayıs 2009 Pazar 20:27

yasemin'cim :)

ne iyi ettin!!! iyiyim, sen nasılsın?

şu sıralar pek keyfim yok aslında. anneler günüydü, blog çalınmasıydı derken yazma konusunda şevkim kaçtı ama haklısın.

bu hafta işallah uzunca bir yazı ekleyeceğim :)

RSS


Sadık Okurlar